Binnur Kaya bu sütunlardan çokça övgü aldı. Yabancı Damat ve Hadi Uç Bakalım dizilerindeki, Babam ve Oğlum, İnşaat, Küçük Kıyamet filmlerindeki harika performansına buradan alkış tutum. Avrupa Yakası'nın yeni sezondaki ilk bölümünü izleyince bu övgülerimin abartılı olmadığını bir kez daha gördüm. "Şahika", Avrupa Yakası'nın yeni lokomotifi olacağa benziyor. Benim asıl takdir ettiğim, Binnur Kaya'nın "karakter" yelpazesinin genişliği. Daha önce de yazmıştım. "Tek tip" rollerin kuşatmasında hapsolan oyuncuları sevmem. Ben bir oyuncuyu ne kadar farklı rolde görürsem, oyunculuk yeteneğinden o denli emin olurum. Özel hayatta "karakterli" olmak ne kadar büyük erdem ise, oyunculukta "karaktersiz" olmak o denli makbuldür. (Umarım doğru anlatabilmişimdir) Binnur, Yabancı Damat'taki saf, şaşkın, avam ama sempatik kadın rolünü üzerinden sıyırıp, Avrupa Yakası'nda bambaşka bir ruha bürünmüş. Şuh, çıkarcı, ara bozucu, parasıyla dünyayı satın alabileceğine inanan, ihtiraslı sosyete dilberi Şahika'yı canlandırabilecek en son kişinin bizim Binnur Kaya olduğunu düşünürken, karşıma enfes bir canlandırma çıktı. Vallahi helâl olsun!.. Dizinin yenilerinden Gürgen Öz ise henüz ısınma turlarında. Avrupa Yakası'ndaki tiplemelerin karikatürize ve abartılı karakterler olması, Gürgen'in işine yarayacak gibi. Zira o da bu kulvarda koşuyor. Tavrı biraz Burhan Altıntop'u anımsatsa da gelecek bölümlerde karakter yerli yerine oturacaktır. Bu arada Kapıcı Sabit Efendi'nin yıldızı giderek parlıyor. Gülse Birsel'in bu karaktere önümüzdeki günlerde biraz daha ağırlık vereceğini tahmin ediyorum. Diziden ayrılan Gaffur için söylenen, "Memlekete marangozluk öğrenmeye gitti" sözü ise bana hayli manidar geldi. (Unutmadan, Peker Açıkalın'ın "başrolde oynadığı" Güldür Bakalım, Show'dan sonra FOX ekranlarında da tutunamadı ve yayından kaldırıldı) Gazanfer Özcan ile Hümeyra'ya övgü düzmeye ise kelime dağarcığım yetmez. Sadece ikisi kalsa bile bu dizi izlenir!.. Bu arada bazı sahnelerin gereksiz yere uzatılarak, dizinin temposunu düşürdüğünü fark ettim. Örneğin, Aslı ile Burhan'ın otomobildeki sahnesi, ekran başındakileri zapping'e davet ediyordu. Güldürü dizisi olarak yola çıkanların iki haftada sapır sapır döküldüğü ekranlarda, Avrupa Yakası bir klasik olarak kalmaya devam edecek gibi...
Emrah nehirde günahından arınıyor
SHOW TV'deki "Oğlum İçin" dizisinin konusunu öğrenince uzun uzun düşünmüştüm. "Acaba başrol oyuncusu Emrah, bu senaryoyu ilk okuduğunda neler hissetti?" diye... Zira dizi, oğlu için tüm güçlükleri göze alan, onun mutluluğu adına adeta hayatını ortaya koyan fedakar bir babanın öyküsünü anlatıyordu. Malum, Emrah gerçek yaşamında öz oğlunu yıllarca inkar etmiş bir babaydı. Neden sonra -zorlamayla da olsa- evlat sevgisi ağır basmış ve yaşamının geri kalan yıllarını oğluyla birlikte geçirmeye karar vermişti. Dizideki Emrah ile gerçek yaşamdaki Emrah farklıydı. Bu, ilk başta büyük bir tezat gibi görünse de, bence Emrah'ın en iyi bildiği yolla, yani "kamera önünde" günahlarından arınma yöntemiydi. Hintliler yılın belli günlerinde günahlarından arınmak için kutsal bildikleri Ganj nehrinde yıkanırlar. Böylece tüm günahlarının o suyla birlikte nehre karışıp, gittiğine inanırlar. Emrah şimdi gırtlağına kadar bu dizinin içinde, arınmaya çalışıyor... Onu bu halde gören bazı izleyiciler, dizideki rolünü "inandırıcılıktan uzak" bulabilir ve Emrah'ı iki yüzlülükle suçlayabilirler. Ama hayat öyle hızla akan bir nehirdir ki, kirlettiği kadar, arındırır da... Eminim ki Emrah şu günlerde hayatının en karmaşık duygularını yaşıyor. Diziyi, bir VTR aygıtı gibi kullanıyor. Adeta hayatını geriye sarıp, "keşke"lerini birer birer siliyor... Allah, Emrah'ın yardımcısı olsun. Çocuğunun ilk emeklemesini, ilk adımlarını, ilk sözcüğünü ıskalayan bir baba için kolay değil. Hem de hiç kolay değil...
Gaf Kürsüsü
Dikkatli okurumuz Begüm Kurdas yazıyor: Pusat dizisinde Hediye adlı karakter, stajyer olarak çalıştığı gazetedeki müdürüne "Seher" diye sesleniyor. Ama babasına, "Bahar Hanım'dan izin aldım" diyor. E karar verin. Seher mi, yoksa Bahar mı?
Yüksel Aytuğ - Sabah/Günaydın
Etiketler :
Köşe Yazıları
Yüksel Aytuğ